Blog

Kayıp Kıta Mu ve Antik Mısır ve Kabala

Kayıp Kıta Mu ve Antik Mısır

Naga Maya dilinde yazılmış Tibet ve Maya tabletlerinde bahsi geçen Mu kıtası ve burada yaşayan medeniyet ile ilgili olarak buna benzer birçok hadise anlatılmaktadır. Bir zamanlar Pasifik okyanusunda var olduğu tahmin edilen Mu medeniyetinin antik Mısır medeniyetinin temellerini oluşturduğu da bu tabletlerden edinilen bilgiler arasında yer almaktadır. Mu medeniyetinin öğretilerinin Mısırda değiştirildiği de göze çarpar.  

Kayıp Kıta Mu ve Antik Mısır ve Kabala

Mu halkı, Tanrının yeryüzünde temsilcisi olan RaMu tarafından yönetilirdi. Ancak Mısır’da zamanla Tanrının temsilcisi görevini üstlenenler, kendini tanrı ilan etmişler. Bunun en belirgin örneğini ise Güneş Tanrısı RA oluşturmaktadır. Tibet’te bulunan birçok tablette, Mu insanlarının Sirius yıldızından geldiklerine dair bilgiler yer almaktadır ne bu nedenle Telekinezi, Astreal seyahat, Telepati ve uzaktan tedavi gibi birçok alanda oldukça gelişmişlerdir.

Teknolojik olarak ise günümüzün teknolojisinde bile ileri bir teknolojiye sahiplerdi. Yine yazıtlarda 65 milyon nüfusa sahip oldukları tahmin edilen Mu medeniyetinin de Nuh tufanı ile yok oldukları yazmaktadır.

Bu noktada Antik Mısır geçmiş ile gönümüz arasında çok önemli bir köprüdür. Kayıp medeniyet Mu insanlarının Antik Mısırın inşasında büyük rol oynadıklarını belirtmiştik. Bu inşa sırasında, Mu inançları da Mısıra taşınmış, bir süre bu inançlar üzerinde hayat devam etmiştir. Ancak, bir süre sonra Mu inancının temelinde bulunan Tanrının Yeryüzündeki temsilcisi vasfındaki kimseler kendilerini tanrı olarak ilan etmişler ve halklarını bu şekilde yönetmeye başlamışlardı.

Firavun adı verilen bu yarı tanrı iddiasındaki kişilerin Sümer tabletlerinde belirtilen Anunnakilerin etkisi büyüktür. Ancak Firavunlar Mısır’ı yönetme işini kendileri yapmazlardı. Firavunlar bütün kararlarını etrafındaki rahiplerle alırlardı.

Eski Mısır Rahipleri Kuran’da da yer almaktadır ve büyücü olarak adlandırılmaktadırlar.  Mısır kayıtlarında Amon Rahipleri olarak bilinen bu sınıf daha çok büyücülük ve kâhinlik üzerine yoğunlaşmıştır. Bu rahipleri daha yakından incelediğimizde kendi içlerine kapanık bir tarikatın mensupları olduklarını görürüz. Bu gibi örgütlenmelere “Ezoterik örgütler” diyoruz. Amon rahiplerinin kurdukları bu ezoterik tarikatın temelleri ise Enok’un kitabında bahsedilen düşmüş meleklerin insanoğluna öğrettikleri belirtilen büyü ve sihirler oluşturmaktadır.

Düşmüş Meleklerin Öğrettikleri

Bu melekleri öğretilerini hatırlayacak olursak; Semyaza büyü yapmayı ve kök kesmeyi, Armaros büyü çözülmesini, Baraqiyael astrolojiyi, Kokabel takımyıldızları, Ezeqeel bulut bilgilerini, Araqiel toprak bilgilerini, Shamsiel güneş bilgilerini ve Sariel de Ay’ın hareketlerini öğretti. Elbette Enok’un kitabında bu büyülerin nasıl yapıldığına ilişkin bilgiler yok. Ancak düşmüş meleklerin büyü ve öğretileri başka bir takım yazmalarla Amon Rahiplerinin eline geçti.

Yine başka bir görüşe göre Mu insanlarının doğaüstü bilgileri Mısırın inşası sırasında Mısıra gelmiş ve Mısır’da Amon Rahipleri tarafından titizlikle öğrenilmiş, bir süre sonrada Firavunlara karşı bir üstünlük olarak kullanılmaya başlamıştır. Bu konu Mason dergisinde de ele alınmıştır.

“İnsanlarda düşünce geliştikçe bilim artmış, bilim arttıkça da ezoterik sistem içeriğinde saklanan konular genişlemiştir. Bu gelişme içinde, aslında Doğu’da Çin ve Tibet’te başlayarak Hindistan kanalıyla Mezopotamya ve Mısır’a geçmiş olan ezoterik uygulama, oralarda binlerce yıl sürmüş ve özellikle Mısır’daki esas egemen güçler olan Rahiplerin bilgilerinin temelini oluşturmuştur.” (Mason Dergisi, sayı 48, s67)

Aslında burada net bir şekilde Amon rahiplerinin edindikleri büyü ve sihir bilgilerinin kayıp kıta Mu dan geldiği belirtilmektedir. Ancak yaptıkları büyü ve sihir ritüelleri daha keskin, temelinde karanlık ve kötülüğü besleyen bir takım ayin niteliğinde olması, düşmüş meleklerin karanlık öğretilerini de andırmaktadır. Amon rahipleri yaptıkları büyü, sihir ve kehanetlerle Mısır yönetiminde çok önemli imtiyazlar elde ettiler. Hz. Musa’nın peygamberliği zamandı bile bu büyü ve sihir olaylarının etkisi görülmektedir. Hz. Musa ve Amon Rahipleri arasındaki mücadele Hz. Musa ve kendisine inan bir grup ile Mısırı terk etmesi ile sonuçlanmıştır. 

Kabalanın en temel ögesi olan Bafome

H.z Musa ve Kabala

Hz. Musa ile birlikte Mısırdan çıkan İsrailoğulları, Hz. Musa’ın vefatından sonra sapkın Mısır inançlarını tekrar yaşamaya başladılar. Eski Mısır’dan Yahudilere devrolan bu putperest öğreti “Kabala” da yazılıdır. Bir kısım Yahudiler Kabalayı atalarının dinin anlatıldığı orijinal kaynak olarak kabul ederler ve Tevrat’tan daha fazla önemserler. Oysa Kabalada yer alan inanç ve uygulamaların büyük çoğunluğu Amon Rahiplerinin sapkın öğretilerinin Museviliğin içine karıştırılmış halidir. Kabala incelendiğinde temelinde sihir ve büyü olduğu görülür.  Eski mısırdaki Amon Rahiplerinin öğretileri şifreler halinde Kabala’da yazılıdır. Bazı Yahudilerde Tevrat’ta kesin bir şekilde yasaklanmasına rağmen Kabalanın temel unsuru olan büyü ile uğraşmaya devam etmişlerdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir